Burada Prof. Dr. İsmail Doğan'ın güncel makaleleri yer almaktadır

 

SOSYOLOJİ VE TÜRK DÜNYASI

İlki 25-27 Kasım 2005’te Kocaeli’de gerçekleştirilen Türk Dünyası Sosyologlar Birliği Kurultayı’nın üçüncü toplantısı 21-24 Eylül 2010 tarihleri arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapıldı.
Sosyoloji bunalım çağının esinlediği bilimlerin başında yer alır. O nedenle bunalım ve buhranların bilimidir. Buhranların temelinde ekonomik ve siyasal krizlerin yol açtığı toplumsal sorunlar bulunur. Sosyoloji
 olay ve olguların toplumsal arka planına ışık tutarak bunalım ve buhran aşamasına gelen toplumsal süreçleri denetleyebilecek projelere ilham verir. Sosyolojinin bu işlevini göz ardı eden projelerin başarı şansı fazla yüksek değildir.
Batı Avrupa’da sanayi devrimine bağlı olarak ortaya çıkan toplumsal bunalımlar sosyolojinin varlık nedenini oluşturur. Toplumsal ve ekonomik sorunlarla çeşitlenen kriminal olaylar teknolojinin olanca nimetlerine karşın bir bunalım dönemini de beraberinde getirmesini engelleyememiştir. İşte sosyoloji çıkışına neden olan böyle bir dönemde toplumsal buhranları denetleyebilecek bir misyon yüklenmiştir. İlgilendiği birçok konu içinde sosyolojinin en iyi yaptığı şey olayları anlamaya çalışmak olmuştur. Sanayileşmeye bağlı olarak gelişen tüm olaylar, teknolojik gelişmeler, iletişim ve ulaşım sistemindeki yenilikler, toplumsal sistemlerdeki dönüşümler ve bunların toplamını değişim ekseninde tasarlayarak bu konuda çalışanlar için serinkanlı bir yöntem ve yaklaşım üretmiştir. Bu duyarlılık köklü toplumsal dönüşümlerin yaşandığı “modern zamanları”, insanlar için devâsa bir bunalım çağı olmaktan çıkarmış; anlaşılabilir bir dünyevi (toplumsal) bağlama dönüşmesine katkıda bulunmuştur.
Sosyoloji ve Küreselleşme
Şimdi sosyoloji iki yüz yıldır hiç olmadığı kadar varoluş koşullarına uygun ama bundan daha büyük ve karmaşık yeni koşullarla cedelleşmek durumundadır. Küreselleşme sosyolojiyi yeniden üretecek yeni ve devâsa bir sosyolojik olgudur. Bu yüzden küreselleşme karşıtları ve sempatizanlarının siyasal eksende göz ardı ettikleri toplumsal gerçekleri bulup ortaya koyacak yeni sosyolojik algılara ihtiyaç vardır.
Sosyolojiyi yeniden ve daha etkili bir biçimde güncel hâle getiren bu olgu sosyologlara da aynı ölçüde işlev ve sorumluluklar yüklemektedir. Bu çerçevede küreselleşmenin etki ve sonuçlarını yerel ve bölgesel düzeylerde anlama ve çözümleme sosyologların öncelikli çalışma konuları arasındadır.
Küreselleşme ve Türk Dünyası
Türk Dünyası Sosyologlar Birliği Kurultayı sosyoloji araştırmalarının küresel boyutlar kazandığı böyle bir evrede üçüncü toplantısında gündemine aldığı küreselleşmeyi Türk dünyası ekseninde tartıştı.
Kırgızistan -Türkiye Manas Üniversitesi Cengiz Aytmatov Kampüsü’ndeki oturum salonlarında Türk Dünyasının sosyolojik meseleleriyle ilgili dokuz oturum halinde gerçekleşen ve başta Kırgızistan ve Türkiye olmak üzere Kazakistan, Rusya Federasyonu ve bu federasyona bağlı Tataristan ve Başkurdistan, Özbekistan, Ukrayna’ya bağlı Kırım, Tacikistan, Hindistan, Güney Afrika ve Avrupa Birliği ülkelerinden 200 civarında bilim insanının katıldığı Kurultay, dört gün süresince büyük bir ilgiyle izlendi. Uluslararası Dünya Sosyologlar Birliği’nin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tina Uys ve Rusya Federasyonu Sosyologlar Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Jan Toschenko, Birleşmiş Milletler’e bağlı Sosyologlar Birliği Danışmanı Prof. Dr. Nikita Pokrovski, Türk Dünyası Sosyologlar Birliği Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Lilia Sagitova ve Prof. Dr. Kusein İsaev, Türk Dünyası Sosyologlar Birliği üyelerinden Prof. Dr. İskender Yasaveyev, Prof. Dr. Rafael Muhammetdinov, Prof. Dr. Gülnara Mendikulova, Prof. Dr. Ermentay Sultanmuratov, Prof. Dr. İsmail Doğan, Prof. Suna Başak, Prof. Dr. Nuratbek Mendibayev, Prof. Dr. Aynura Elebayeva, Prof. Dr. Saida Nurova, Prof. Dr. Canıl Bokontayeva, Prof. Dr. Saykal Cunuşova, Prof. Dr. Kuban Bekturganov, Prof. Dr. Mels Artıkbayev, Prof. Dr. Camgırbek Bököşov, Prof. Dr. Kubat Kokunbayev, Prof. Dr. Bakıtbek Maltabarov, Prof. Dr. Feruza Mamatcanova, Prof. Dr. Refik Kurtseitov, Prof. Dr. Rahmoyil Saparov, Doç. Dr. Kemal Polat, Doç. Dr. Fazlı Polat gibi
tanınmış sosyologların bildiriler sunduğu Kurultay’da, Türk Dünyasına özgü bazı toplumsal ve bölgesel sorunlar da ele alınmıştır.
Kırgızistan örneği
Sosyologlar Birliği Organizasyonu olarak Kurultay’ın bu dönemde Kırgızistan’da yapılmış olması bizatihi sosyoloji açısından birden fazla anlama sahiptir.
Bugün bağımsız topluluklar içinde yer alan Kırgızistan Eski Sovyetler Birliği’nin bir parçası olarak uzun yıllar dış dünyaya kapalı bir ülke konumundaydı. Bu kapalı toplum bugün benzer olayı yaşayan diğer Türk toplumlarının da karşılaştığı bir dizi değişim sorunları yaşamaktadır. Bölgesel sorunlar, ekonomi, demokratikleşme ve eğitim bunların en başında yer almaktadır. Sosyoloji Türk dünyasının bu sorunlarında eğitimi merkeze alır; almak durumundadır.
Uzun yıllar bölgesel bir Birliğin kapalı ekonomik ve siyasal havzasında yaşayan toplumların kendi sorunlarını anlama ve kendi bölgesiyle dünyaya katılma sürecinde eğitime vurgu yapılması son derece doğaldır. Burada insanın himaye ve bağlamlarından sıyrılarak birey olma çabası öne çıkmaktadır. Çünkü eğitim, kişiyi siyasal ve dinsel himayelerden çağa ve topluma sağlıkla katılımını gerçekleştirecek, birey olarak onun ayakta kalmasını sağlayacak önemli bir araçtır.
Eski Sovyetlerden kalan sağlam kentsel planlamaya; geniş caddelere, ağaçlandırılmış yollara; düzenli park ve bahçelere rağmen Bişkek’teki insan manzaralarından çıkan erken sonuçların başında eğitimin insan özelinde ortaya koyduğu izlenimler yer alır. Bu unsurun kalkınma için etkin ve dinamik bir öğeye dönüşmesi büyük ölçüde eğitim konusunda yapılacak atılımlara bağlıdır.
Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Kırgızlar kendi bağlamlarını biricik dünya olarak kurgulamak suretiyle farklı ve başka olana kekre ve mesafeli duruyorlar: “Kırgızistan Orta Asya Medeniyetlerinin beşiğidir; Manas onların yaşam ve dünya algılarına kaynaklık eden kutsal bir felsefe metnidir. Küreselleşme ise bu gizemi, bu âhengi tehdit eden devâsa bir dünya düşmanıdır.”

Bu tavrın Türk dünyasının bilimsel ve entelektüel çevrelerinde de gözlenebilir oluşu, kapalı toplumların yalnızca değişimin erken dönemi psikolojileriyle açıklanamaz. Yenilikler karşısında bizim aydınlarımızda da tanık olunan tutumlardan biriyle karşı karşıyayız: “ ‘Demokrasi mi ?’ o bizim kültürümüzde zaten var.”  Olaylara böyle yaklaşıldığında değişimi anlamak, değişimle gelen yeni değerleri ülke ve toplum yararına kullanmak mümkün olmaz. Ne var ki, Türk dünyasında değişim sancılarının işaret edilen böylesi bir tutum üzerinden yaşanmakta olduğu gözleniyor. Sosyolojinin Türk dünyası için önemini ortaya koyan da işte bu boyuttur. O nedenle Sosyologlar Birliği Kurultayı’nın Türk dünyasının değişim sorunlarının öne çıktığı bir dönemde Kırgızistan’da toplanması bizatihi verdiği mesaj açısından fazlasıyla önemli ve anlamlı olmuştur.

 

Yorumlarınız için: idogan0616@hotmail.com


ÖNCEKİ MAKALELER


1.




İletişim Adresi :Prof. Dr. İsmail DOĞAN Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Cebeci / ANKARA
Tel : 0-312-363 33 50 /3217 e-mail: idogan0616@hotmail.com